Twitter Fenomenlerinin Kitapları

Allah Beni Böyle Yaratmış – Pucca Günlük 3. Kitap

Sanal âlemin en bilinen isimlerinden PuCCa, hikâyelerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabı “Küçük Aptalın Büyük Dünyası” ile bol bol güldüren, ikinci kitabı “Ve Geri Kalan Her Şey” ile yer yer hüzünlendiren PuCCa, serinin üçüncü kitabı “Allah Beni Böyle Yaratmış”ta “Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan İmirzalıoğlunun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu” diye tanımladığı, şimdiye kadar hiç yazmadığı Ankaralıyla ilişkisini ve üniversite hayatını anlatıyor…
“Yediğini, içtiğini, gezdiğini gördüğünü değil, bize başına neler geldiğini söyle” dedirten tek yazar olma özelliğini kimselere kaptırmayan PuCCa, bu kez de ilk paragraftan itibaren onu neden bu kadar sevip merak ettiğimizi bize yeniden kanıtlıyor.
Bu arada, bizden duymuş olmayın ama, yine çok güleceğiz!

Keşke Ben Uyurken Gitseydin – French Oje 3. Kitap

Renda, kimine göre saf, kimine göre kurnaz, kimine göre şirin, kimine göre şanslı, kimine göre umutsuz âşık, kimine göreyse vazgeçilmez bir kadın, aynı senin gibi…
Bazen ulaşılmaz, bazen yapışkan; bazen tatlı, bazen yaka silktiren. Bazen çok genç, bazen çok olgun. Kime sorsan farklı anlatıyor. Aynı seni anlattıkları gibi…
Rendanın anlattıklarının tamamına inanmamak gerekiyor sanki. Bazen abartıyor, bazen çok pembe görüyor, bazense hiç “anlamıyor”. Aynı sen gibi…
Onu okurken, ona bazen kızıyorsun, bazen acıyorsun, onu bazen seviyorsun, bazen ondan nefret ediyorsun. Bazen tanımak istiyorsun, bazen “aman benden uzak olsun” diyorsun. Aynı senin için de düşündükleri gibi… Tatlı hayalleri, ulaşılmaz hedefleri, aniden dönen şansı ve kararsız kaldığı anlar var, aynı hepimiz gibi… Renda, belki de partide sırt sırta olduğun, sinemada arka sıranda oturan, kasa kuyruğunda arkanda bekleyen, mağazada elini aynı elbiseye attığın, aynı spor salonuna kayıtlı olduğun, restoranda yemek yediğin masada senden önce yemek yiyen biri.
Onun dünyasına girmeye hazır mısın?

Beni Hep Sev  – Pinkfreud 3. Kitap

Aynı kişiyi ikinci defa sevmek mi, aynı anda iki kişiyi sevmek mi daha zor?
Eski sevgiliyle yeniden birlikte olmak yapılabilecek en büyük salaklık mı yoksa gerçek aşk mı?
Yeni sevgilisini, kendisini başkasıyla aldatan eski sevgilisiyle aldatan bir kadına ne denir?
Peki ya o hep aranan, istenen, arzulanan “doğru ve düzgün” adamı bulduğumuzda ne olur?
O kafede neler oldu?
Kendisini aldatan, yalan söyleyen, mutsuz eden hayatının aşkıyla, tüm kadınların hayallerini süsleyen ideal adam arasında kalan ve “Başkalarının doğrularıyla yaşamaktansa, kendi yanlışlarımla yaşamayı tercih ederim.” diyen Pelinin hikayesi…
Merak ettiğiniz bütün soruların cevaplarını ve tam 2 yıl sonra Bora ile buluştukları o kafede neler olduğunu öğrenmek ister misiniz?
Kendine özgü deli-dolu ve cesur kalemiyle Pinkfreud, bu sefer belki daha mutsuz, daha umutsuz ama kesinlikle daha aşık!

İşaretli Yerlerden Seviniz – Güven Akgün 1. Kitap

Güven Akgün witter fenomenlerinden biri, oradaki adı biseydiyo.
Orda biseydiyodu, biz önce kitap okurlarına söylesin istedik.
Cümleleri dokunuyor, aşkı batıyor, sevme tarzı sarıp sarmalıyor…
Okurlarımız da onun sevgisiyle sarmalansın istedik. Biz istedik, o yazdı…
Önce sevdi, sonra yazdı. Yazdıkları bize satır satır çarptı!
Siz de sevilmenin tadına varın istedik…
Onun kaleminden dökülen her cümle bir cam kırığı…
Çok âşık, inanamayacağımız ve değiştiremeyeceği kadar aşık.
“çok aşığım, nolur yola çık,” diyecek kadar âşık. Çok canı yanıyor… ama zaten aşk acının çamuru değil mi?
Sakın ona aşk diye bir şey yok demeyin! Çünkü cevabı hazır…
“aşk var sevgili, zorla sevişir gibi, dibini görmüş şişe gibi ve en çok da kapıda kalmış gibi.”

Seni Gömmem İmkansız – Sami Hazinses

Kavuşursak seks olur, kavuşamazsak olmaz.
İnsan sevdiğine kızar, insan sevdiğine küser, insan sevdiğini üzer, insan hep sevdiğini … İnsan evladı olarak sevilmenin bu kadar acı sonuçları olduğunu bildiğimiz halde sevmekten vazgeçemememiz filmlere, kitaplara, konferanslara vs. konu olmuştur. Bu kadar incelendiği halde, insanlığın ilk günlerindeki ilişki dinamiğinin milenyum çağında da hala devam etmesi, aşkın arkasında büyük bir gizli örgüt olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor.
30 yaşında, eğitimli, kültürlü, yakışıklı, duyarlı hayatının aşkını bulmuş, bulmakla kalmayıp evlilik planları yapmış ve yaptığı bütün planlar sevgilisinin gidişiyle yıkılmış bir adamın hikayesi bu. Hayatında ilk defa aşkı ve aşkını sorgulamasıyla başlayıp, yine aşkı çözmesiyle biten… Ve insanın aklına ister istemez 17. yüzyıl aristokratlarının o ünlü sözü geliyor: “Aşkta onur olmaz, aşkta mantık olmaz.” O olmaz bu olmaz, ne var lan bu koduğumun aşkında o zaman?