Dizüstü Edebiyatının Enleri…

PUCCA/ Ay Hadi İnşallah!

Okumayanların haksız yere eleştirdiğine inandığım tekrar tekrar okumak istediğim bir kitap. Tatile giderken veya yolculuk esnasında oturup ince ince bu kitabı okuyabilirsiniz. Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor çünkü. Sonra da keşke bitmeseydi diye hayıflanarak o damakta kalan tadı arıyor insan. Tuhaf tarafı da okuduktan sonra ben baya baya bu kitabı okudum diyorsun. Çoğu insan çünkü kitap okumayı sıkıcı bulur, zaman kaybı gibi görür. Ama eğleniyorsunuz işte bunda o var. Diyorsun ki; bende bunları yaşadım, benim gibi insanlar da var böyle, kendine “dur!yapma artık” akıllı ol dedirten bir yanı olduğunu görüyorsun.

Şimdi de yeni çıkardığı 4. “Ay hadi İnşallah” isimli kitabı için de aynı fikirdeyim. Çevirdiği türlü türlü entrikalar hiç bitmiyor çünkü ve attığı her adımın başarısızlıklara mahkum olduğunu o tatlı diliyle bir kez daha anlatıyor. Çünkü yine ‘Onun adına mutluyum, o mutlu olsun yeter bana” diyerek dolaşıyor. Bir taraftan da kendine kızmayı da elden bırakmıyor.

Ben günlerini an be an bizlerle paylaşan, bunu da komik bir dilde anlatan kitapları severim diyorsanız eğer, 330 sayfalık bu kitap raflarda sizin için yerini ayırdı bile. Bol kahveli bir şekilde okumalar dilerim.

Ayşe Özyılmazel/ Kalpten Düşme

Sahi ben neye inanmıştım? Diyor Ayşe Özyılmazel. Neye inandıklarını nelere inanmadıklarını paylaşıyor bizlerle. Bazen naif, masum bir dil kullanıyor satırlarında. Bazen de hissettiklerini en açık bir dille bazen argo, bazen de “bu duygular başka kelimelerle anlatılamazdı” dedirtiyor.

“Yazdıklarımın geçmişle değil, geçirmişle alakası var. Ama bunu anlamalarının ihtimali yok.” diyor ve sürükleyici dizelerin arasına sokuyor bizleri.

Cem Mumcu/ Kendine Bakma Kitabı

Cem Mumcu; bence Türkiye’nin Kafkas’ı olmaya aday biri.. Ya da yok hayır değil, daha farklı daha güzel belki de… Bence sürekli eleştiri konulu yapılan yorumlar, yorum yaptığımız kişiyi sanki biraz kapalı bir şişeye koymaktan pek de farklı değil… Ama yinede başarısı üzerine konuşmak gerekiyor.

“Kendine Bakma Kitabı”nı alıp okudum. Kitabın kapağına bakıldığında önce küçük bir not düşmüş “ Senle sen arasında” diye. Sonra bir nefeste okunmaya başlanılıyor zaten.

Meltem Parlak/ Gülfim Abla

Meltem Parlak “aşkın evde yapılanı güzel oluyor, dışarıda ne koyuyorlar içine belli değil!” başlık altı yazısı ile 2. bir kitabını çıkaran “Gülfim abla”da yer alan konu tam anlamı ile aldatılma üzerine. İlk kitabının aksine daha çok kadınların yaşadığı bir konu üzerinden yürümeyi seçmiş bu kez. Güzin abla çakması bir yol da diyebilirsiniz, fakat kalemine çaldığı bu yepyeni sos ile yarattığı yepyeni karakterin mizahi açıdan dili, kadının aldatılmaya verdiği aşırı tepki ve siniri de düşünüldüğünde ortaya çok güzel bir eser çıkmış gibi duruyor.

İstiklal Akarsu/ Olsa Dükkan Senin

Kitabın kapağını ilk elinize aldığınızda bile “Beni al” dedirten cazibesi var. Her sayfasının altı çizilecek kadar da güzel şeyler yazılmış bir kitap olmuş. İçinde öyle bir yer var ki “Sevdiğini serbest bırak, dönerse senindir, zıplıyorsa delidir, çömeldiyse dokunma” diye. Kitap böyle şeker yerlerden oluşuyor bence alın derim. Çünkü çok güzel ve eğlenceli. Kitabı okurken gülüyorsunuz istemeden de olsa.